- Şehitkamil / Gaziantep
- +90 (342) 232 80 81
- info@cemiyet.com.tr
Başarı bir günlük değildir, bir yolculuktur
25 Mayıs 2026Öğrencilerin hayatında bazı dönemler vardır ki; sadece ders çalışmak değil, aynı zamanda kendini tanımak, sabretmek ve vazgeçmemeyi öğrenmek anlamına gelir. İşte sınav süreci de tam olarak böyle bir yolculuktur. Bu yolculukta önemli olan yalnızca hedefe ulaşmak değil, o hedefe giderken gösterilen çaba, edinilen disiplin ve kazanılan bakış açısıdır. Her öğrencinin hikâyesi farklıdır; kimisi hızlı ilerler, kimisi daha temkinli… Ama ortak olan bir şey vardır: Doğru rehberlik ve inançla herkes kendi en iyi versiyonuna ulaşabilir.
Bu noktada, öğrencilerin potansiyelini keşfetmelerine destek olan, onları sadece akademik değil duygusal anlamda da güçlendiren eğitimcilerin rolü büyük. Eğitim Danışmanı Dila Dai, sınav sürecini doğru yönetmenin yollarını ve ailelerin bu yolculuktaki etkisini anlattı. Öğrenciler için yol gösterici, motive edici ve umut verici bir yazı sizi bekliyor.
Doğru yönlendirme ve doğru planlama önemli
Her öğrencinin eğitim hayatının farklılıklar barındırdığını belirten Dila Dai, “Bunun yanı sıra yine öğrencilerin psikolojik, sosyolojik ve ekonomik noktalarda da farklılıklar barındırması nedeniyle bu anlamda kesin kalıplar kurmak doğru olmayacaktır. Biz eğitimciler özellikle orta okul grubu için 7. ve 8. sınıf, lise grubu için ise 11. ve 12. sınıf yıllarını akademik yıl olarak değerlendirmekteyiz. Fakat yıllar içinde değişip gelişen okul müfredatları nedeniyle öğrencileri akademik yıllarından önce de desteklemek gerekiyor. Birbiriyle iç içe geçmiş bir sisteme hazırlık yaptığımız için öğrencinin doğru ve düzenli çalışmayı alışkanlık edinmesi noktasında ders çalışmaya da erken başlaması gerektiği düşüncesindeyim. Öğrenciyi çok sıkmamakla birlikte bu sistemin erken öğrenilmesi öğrenciye son yıllarda bir çok anlamda yük binmesine engel olacaktır. Doğru yönlendirme ile öğrencinin ihtiyaçlarına uygun şekilde programlar oluşturulduğu takdirde yavaş ve temkinli bir şekilde ilerleme sağlanacaktır” dedi.
An’a odaklanmak kaygı seviyesini azaltır
Kaygıyı ve sınavı doğru tanımlamanın öğrenciyi de veliyi de sınav gününe daha rahat hazırladığını söyleyen Dai, şöyle devam etti:
“Doğal ve insan hayatını sürdürebilmek noktasında çok etkili bir duygu olan kaygı; aynı zamanda kontrol altına alındığı ve gerekli düzeyde tutulduğu takdirde öğrenciyi motive eden ve düzenli çalışmayı hayatına yerleştirmeyi sağlayan bir duygu. Fakat aşırı olduğu durumlarda istenmeyen sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Bu noktada özellikle geleceğe dair, yani öğrenciyi andan uzaklaştıran düşünceler onu esir alır ve olumsuz sonuçlar doğmasına sebep olabilir. Olabildiğince an’a odaklanıp, sorumluluklara konstantre olup, elinden geleni yaptığına ilişkin vicdani rahatlık taşıyan öğrencinin kaygı seviyesinde azalmalar ve olumlu sonuçlar görülmektedir.
Ayrıca bir konuyu sınav haline getirdiğimiz zaman konunun uzmanı dahi olsak bir stres artışı yaşayacağımızı bilmemiz gerekir. Yetkinliğimizin sorgulandığı bir an’ın stres seviyemizi arttırması normaldir. Bu normali kabul ettiğimizde ise ‘sınav anında neler yapabiliriz’i konuşabiliriz.”
“Elimden gelenin en iyisini yaptım" motivasyonu
“Sınav gününe yaklaşıldığında ve öğrencinin zihninde olumsuz düşünceler belirdiğinde, o güne kadar yaptığı fedakarlıklar, düzenli çalışma programlarına uyduğu haftalar, bitirdiği konular ve kaynakları düşünmesini sağlayarak olumsuz fikirleri nötr hale getirecek olumlu düşüncelere odaklanmasını istiyoruz” diyen Dai, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir klişe olacak belki evet ama başarımızı o gün o sınav belirlemeyecek ve aksi bir sonuçla karşılaştıklarında bile yapılan fedakarlıklar ve verilen emeklerin aslında en büyük başarı olduğunu düşünmek gerekir. Yapılan doğru ilerleyiş ve gösterilen gayret insanı rahatlatan en önemli husustur. "Elimden gelenin en iyisini yaptım" motivasyonu ile sınava giren öğrencinin motivasyonu ve ruh hali sınavını büyük ölçüde olumlu etkileyecektir. Bu konuda ailelerin de destekleyici tavırları oldukça önemli.”
Aile çok önemli bir faktör
Sınav sürecinde özellikle ailenin tutum ve davranışlarının önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Dai, “Sevgimizin sınavlarda gösterilen başarılara bağlı olmadığını çocuklarımıza doğru aktarmak çok önemli. Gerek duygusal gerek fiziksel noktada ebeveynler bunu çocuklarına hissettirmeli. Öğrencilerde en çok karşılaştığımız cümle şu oluyor; ailemin emeklerini boşa çıkarmak istemiyorum.
Burada öğretmenler ve ebeveynler olarak ortak dil oluşturmak çok önemli. Sevgiyi koşullara bağlamamak ve zamanımız varken her fırsatta bu sevgiyi cümlelere ve davranışlara dökmek gerektiğini düşünüyorum. Sevgi insanlar için en büyük motivasyon kaynaklarından biridir. Hayatımızdaki bir çok farklı alanda da etkisini olumlu anlamda göstereceğine inanıyorum” diye konuştu.
