- Şehitkamil / Gaziantep
- +90 (342) 232 80 81
- info@cemiyet.com.tr
İyi bir evlilik dengeyi koruyabilmektir
25 Mayıs 2026Sağlıklı iletişimin evlilikteki rolü
Psikiyatrist Dr. Demet Helvacıkara ile evlilik öncesi ve sonrası süreçte çiftlerin en sık yaşadığı duygusal dinamikleri, sağlıklı ilişkinin temel yapı taşlarını ve dengeli bir evlilik için dikkat edilmesi gerekenleri konuştuk.
Aşkın heyecanı, yeni bir hayatın heyecanıyla birleşirken; düğün süreci çiftler için kimi zaman mutluluk kadar yoğun bir stres ve kaygıyı da beraberinde getiriyor. İletişimden empatiye, sorumluluk paylaşımından duyguları ifade edebilmeye kadar pek çok unsur, ilişkinin sağlam temeller üzerine kurulmasında büyük rol oynuyor. Psikiyatrist Dr. Demet Helvacıkara bu sürecin doğru yönetilmesi için önemli açıklamalarda bulundu.
Düğün süreci çiftler için hem heyecanlı hem de stresli bir dönem. Düğün hazırlıkları sırasında çiftlerin birbirleriyle sağlıklı iletişim kurabilmesi için nelere dikkat etmeleri gerekir?
Zor bir soru :) Sağlıklı iletişim normal şartlar altında da zaten zor. Sizin de söylediğiniz gibi stresli bir dönemde bu daha da zorlaşıyor aslında. Burada belki ilk önereceğim şey direk iletişim kurmayı sağlamak olabilir. Bizim şehrimiz gibi iç içe geçmiş aile yapıları olduğunda, evliliğe giden yol görücü usulü bile olmasa düğün süreci ve yeni kurulan evle ilgili önemli kararları aileler almaya çalışıyor. Burada maddi açıdan ailelerden beklenti olması önemli bir faktör tabi. Bazen alınan kararları çiftler birbirlerinden değil dolaylı yollardan öğrenebiliyorlar. Bu da bilgi akışında yanlış anlaşılmalara da sebep olabiliyor. Bazen de tarafların istemediği kararların alınmasına sebep olabiliyor. Bu da düğün hazırlıklarında daha fazla gerginliğe yol açıyor.
İkinci olarak da akıl okuma davranışımız. Elimizden geldiği kadar karşı tarafın aklını okumamak ve aklımızın okunmasını beklememeyi öneririm. Çiftler birbirlerini ne kadar uzun süredir tanıyor olsa da yer, kişi ve zamana bağlı olarak aynı olayla ilgili düşüncelerimiz ve duygularımız değişebilir. O yüzden bir olay yaşadığımızda karşı tarafın anlamaya çalışmasını beklemek yerine aklımızdan geçen duygu ve düşünceleri söylememiz gerekiyor.
Yoğun tempo ve beklentiler arasında çiftlerin kendilerine ve ilişkilerine alan açmaları neden önemli? Bunu nasıl sağlayabilirler?
Masanın ayakları gibi. Masanın bir ayağı partnerimiz ile ilişkimizken, diğer ayakları iş, arkadaşlar, sosyal hayatımız, eğitimimiz ya da önem verdiğimiz başka bir değer alanı olabilir. Bu süreçte bir tarafa aşırı yoğunlaşmak dengenin bozulmasına ve diğer alanlara istediğimiz kadar alan açamayınca öfke oluşmasına sebep olabilir. O yüzden bu dönemde her iki tarafın da değer verdikleri alanlar doğrultusunda bireysel ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamasını öneririz. Tabi burada taraflardan birinin diğerini ihmal etmemesi gerekir. Yoksa yine masanın dengesi bozulur.
Düğün günü yaklaştıkça artan kaygı ve heyecanla baş etmek için pratik önerileriniz nelerdir?
Yeterince ve dengeli kaygı ve heyecan olması iyi bir şey aslında. Ancak bazen bir taraf fazlaca kaygılanırken diğer tarafın kaygı hissetmiyor gibi görünmesi partnerini rahatsız edebiliyor. Bazen de kaygı hissettiği halde kişi duygularını yeterince ifade edemediği için de kaygı hissetmiyor gibi görünebiliyor. Bu sinir sisteminin farklı bir savunması aslında ama partneri bunu anlayamayabiliyor. Ve hatta partneri tarafından önemsenmediği gibi algılanmasına da sebep olabiliyor. Yani yine duyguları ifade edebilmek önemli. Tabii bazen kaygı çok yüksek olduğunda beynimizin düşünen bölgesi de devreden çıkabiliyor. Böyle bir durumda ise profesyonel yardım almak gerekebilir.
Evlilik sonrası ilk dönem (ilk aylar) çiftler için neden kritik? Bu süreçte en sık karşılaşılan uyum sorunları nelerdir? Bu süreçte nelere dikkat edilmeli?
Uyum sağlamanın zor olduğunu kabul ederek başlayabiliriz. İlk aylar cicim ayları değil çünkü çoğunlukla. Bu beklentiyle evlilik sürecine başlamak da anlaşmazlıklar yaşandığında sanki ‘Hiç sorun yaşamamalıyız’ algısına sebep olup ‘Biz sorunluyuz’ etiketine sebep olabiliyor.
Nasıl iki kardeş, ev arkadaşı ya da anne babamızla aynı evde yaşarken sorun çıkabiliyorsa, aynı evde yaşanmaya başlandığı ilk zamanlarda uyum sağlamak zor olabilir. Burada yine duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek, isteklerimizi talepkar bir ebeveyn gibi değil de partnerimiz (ortağımız) gibi dile getirmek işe yarayabilir.
Aynı evi paylaşmaya başlamakla birlikte ortaya çıkan rutinler ve sorumluluklar ilişkide nasıl bir değişim yaratır?
Bazen çiftlerden biri o rutinleri şimdiye kadar hiç yapmamış ve bazı sorumlulukları almamış olabilir. Burada öğrenme süreci devreye giriyor. Ve öğrenmeye de gönüllü olmak tabii ki. Ayrıca bu rutinler ve sorumluluklarda denge önemli. Bir taraf daha fazla sorumluluk yüklendiğinde ve karşı taraf bunu fark etmediğinde öfke oluşabiliyor. Yine bunu anlamasını beklemek yerine iletişime geçmeyi öneririm.
Çiftler arasında empatiyi ve anlayışı güçlendirmek için günlük hayatta uygulanabilecek basit ama etkili yöntemler nelerdir?
Bir sorun yaşadığımızda kendimize ya da partnerimize tarafsız bakmak zor. Bunun için perspektif almak önerilebilir. Yani dışardan bakmaya çalışmak. ‘Bir arkadaşım olsa onunla ilgili ne düşünürdüm ya da ne hissederdim ya da ne tavsiye verirdim’ diye düşünüp aynı şeyleri kendimiz ve partnerimiz için söylemeye çalışmak isteriz. En iyi tavsiyeleri arkadaşlarımıza vermiyor muyuz? Bu yöntem hem öz şefkatli olmamıza hem de karşı tarafa daha şefkatli olmamıza yardımcı olabilir.
“Mutlu ve dengeli bir evlilik” için en kritik üç öneriniz ne olurdu?
Yine zor bir soru…Burada dengeli kelimesi çok kıymetli gerçekten. Mutluluk herkes için farklı şekillerde olabilir. Çünkü herkesin değer alanları aynı olmak zorunda değil. Ve aynı şeylerden keyif alamayabiliriz. Ama dengeli evlilik için 3 madde sıralayacaksak Birincisi sevgi ile birlikte ilgi, sorumluluk ve saygı olması. Hepsi birbirini tamamlıyor. Sadece sevgi yeterli olmuyor. Aynı zamanda sorumluluk da olsun istiyoruz. Sorumluluk da saygıyı içermezse kendine bağımlı kılmaya ve zorbalığa dönüşebilir.
İkincisi karşılıklılığın bozulmaması ve bozulsa dahi tamir edebilmek. Şu sıralar popüler olan bir cümle var ‘alma verme dengesi’. Sinir sisteminde biz buna karşılıklılık diyoruz. Gerçekten de karşılıklılık bozulunca denge bozuluyor ve kasıtlı olmayan bir kopuş yaşanabiliyor. Aslında ilişkilerde kopuş doğal ve süregelen bir durumdur. Ancak amaç bu kopuşların izini sürme ve tamir etme alışkanlığı geliştirebilmektir.
Üçüncüsü olarak aklıma gelen ise bir konuda haklı olmak için çabalamak ve bir tarafı suçlu ilan etmek yerine çiftlerin birbirini anlamaya çalışması. Çünkü bir konuda zaten yüzde 100 haklı olmamız mümkün değil. Olsak bile bu mutlu olmamızı sağlamaz. Burada önemli olan birbirini anlamaya çalışmak.
