Yükleniyor...

Pelvik Konjesyon Sendromu nedir ve neden oluşur?

30 Haziran 2026

Kadınlarda uzun süre geçmeyen kasık ve alt karın ağrısının nedeninin çoğu zaman gözden kaçan 'Pelvik Konjesyon Sendromu' olabileceğini vurgulayan Kalp ve Damar Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayati Deniz, özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda sık görülen ancak tanısı çoğu zaman geciken bu hastalığın belirtilerini, tanı yöntemlerini ve ameliyatsız tedavi seçeneklerini anlattı.

Pelvik Konjesyon Sendromu'nun, özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Deniz, “Ancak çoğu zaman tanısı geciken bir toplardamar yetmezliği problemidir. Erkeklerde de azımsanmayacak sıklıkta görülmekte olup adı ‘Varikosel’ olarak bilinmektedir. Karın ve kasık bölgesindeki toplardamarlar, kanı kalbe taşırken içlerindeki kapakçıklar sayesinde tek yönlü akışı sağlar. Bu kapakçıklar yıprandığında veya doğuştan yeterince güçlü olmadığında, kan yer çekiminin etkisiyle aşağıda birikir ve damar içinde basınç artar. Bu durum damarların genişlemesine, kıvrılmasına ve pelvik bölgede kronik bir tıkanıklık ile dolgunluk hissine neden olur” diye konuştu.

'Pelvik Konjesyon Sendromu' oluşumunda başlıca nedenler:

Prof. Dr. Deniz, başlıca nedenleri şöyle sıraladı:

“ Gebelik: Gebelik sırasında artan kan hacmi ve hormonlar damarları gevşetir, kapakçıkları zorlar.

  Hormonal etkiler: Özellikle östrojenin damar duvarını gevşetici etkisi.

  Genetik yatkınlık: Ailede toplardamar yetmezliği öyküsü bulunması.

  Anatomik faktörler: Sol yumurtalık toplardamarının böbrek toplardamarına dik açıyla bağlanması gibi kan akışını zorlaştıran durumlar.”

'Pelvik Konjesyon Sendromu'nun yalnızca bölgesel bir damar sorunu olmadığını belirten Prof. Dr. Deniz, “Pelvik organlara giden kanın dolaşım dinamiklerini bozar, uzun süreli ağrıya ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşe yol açabilir. Benim genel pratiğimde bu hastalığa yaklaşımım, yalnızca damar çapına bakılarak değil, damar içi basınç, kaçak noktaları ve yan damar bağlantıları bütüncül olarak değerlendirilerek ele alınır” dedi.

'Pelvik Konjesyon Sendromu'nun belirtileri ve Prof. Dr. Hayati Deniz

tanı yöntemleri

Hastanın çoğu zaman bacakta varis şikayetleri ile başvurduğunu söyleyen Prof. Dr. Deniz, “Ancak ayrıntılı görüşme sonrası pelvik yakınmaları olduğundan şüphe edilir ve ayrıntılı tetkik ve muayene sonrası hastalık tespit edilir. Bununla beraber 'Pelvik Konjesyon Sendromu'nun en sık görülen belirtisi, alt karın bölgesinde künt, baskı tarzında ağrıdır. Bu ağrı çoğunlukla; Gün içinde, özellikle uzun süre ayakta kalınca artar. Adet öncesinde ve adet döneminde şiddetlenir. Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında artış gösterir” diye konuştu.

Diğer sık karşılaşılan bulgular:

Prof. Dr. Deniz, diğer sık karşılaşılan bulguları ise şöyle sıraladı:

“-Vajinal veya dış genital bölgede belirginleşen toplardamarlar,

 -Bacak iç yüzünde veya kalça bölgesinde alışılmışın dışında görülen varisler,

 -Kasıkta dolgunluk ve hassasiyet,

 -Bazı olgularda sık idrara çıkma veya idrar yaparken baskı hissi,

 -Erkeklerde kısırlık.”

Tanı yöntemleri:

Prof. Dr. Deniz, tanı yöntemleri hakkında şu bilgiyi paylaştı:

“ Doppler ultrason: İlk basamak değerlendirme aracıdır. Damar çapı, kan akış yönü ve geriye kaçış varlığı incelenir.

Manyetik Rezonans (MR) Venografi: Hem damar yapısını hem de olası damar basılarını (örneğin böbrek toplardamarına dıştan bası) ortaya koyar.

Bilgisayarlı Tomografi (BT) Venografi: Anatomiyi net gösterir, girişimsel tedavi öncesinde yol gösterici olabilir.

Tanısal anjiyografi: Hem tanı hem de tedavinin bir parçasıdır. Hangi damarların yetmezlik gösterdiğini en net şekilde ortaya koyar.”

Klinik uygulamada tanı sürecinin en kritik adımının, ayrıntılı damar haritalaması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Deniz, “Sadece “hangi damarda kaçak var” sorusuna değil, kanın hangi yollardan dolaştığına, yan damarların nereye bağlandığına ve basıncın nerelerde arttığına da bakarız. Bu detaylı yaklaşım, tedavinin başarısını doğrudan etkiler” dedi.

Ameliyatsız tedavi seçenekleri

“Pelvik Konjesyon Sendromu'nun tedavisinde günümüzde en etkili ve en sık tercih edilen yöntem, pelvik toplardamarların embolizasyonudur” diyen Prof. Dr. Deniz, “Bu yöntem, kasık ya da boyun bölgesinden yapılan küçük bir damar girişinden kateter ile pelvik bölgedeki yetmezlik gösteren damarlara ulaşılarak, bu damarların kalıcı olarak kapatılması prensibine dayanır” ifadelerini kullandı.

Başlıca ameliyatsız tedavi teknikleri:

Prof. Dr. Deniz, ameliyatsız tedavi teknikleri hakkında şu bilgiyi verdi:

“ Koil ile embolizasyon: Yetmezlik gösteren damar segmentlerine spiral şeklinde metalik kapatma materyali (koil) yerleştirilir.

Köpük skleroterapi: Sklerozan madde köpük formunda damara verilir, damar iç yüzeyini kapatarak kapanmasını sağlar.

Vasküler plug: Bazı geniş çaplı damarların tek adımda kapatılmasında kullanılır.

Kombine teknikler: Koil + köpük skleroterapi veya koil + plug gibi birden fazla yöntemin birlikte kullanılması.”

Cerrahi tedavilerin (damar bağlama) artık çok nadir uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Deniz, “Güncel kılavuzlar ve çalışmalar, minimal invaziv endovasküler tekniklerin hem daha güvenli hem de daha hızlı iyileşme sağladığını ortaya koymaktadır. Bu tedavilerde amaç, yalnızca damar çapını daraltmak değil, damar sisteminin dinamiğini düzeltmek ve varis oluşumunu kalıcı olarak durdurmaktır” dedi.

Kliniğimizde uyguladığımız

'Pelvik Konjesyon Sendromu' tedavi yöntemleri

Klinikteki tedavi sürecinin, ayrıntılı damar haritalaması ile başladığını kaydeden Prof. Dr. Deniz, şunları anlattı: “Doppler ultrason ve gerekirse venografi ile hangi damarlarda yetmezlik olduğu, kanın hangi yollardan geri kaçtığı, perforan bağlantılar ve aksesuar damarlar, pelvik varis havuzunun büyüklüğü detaylı şekilde ortaya konur. Bu değerlendirmeden sonra, pelvik varis rezervuarını hesaplarız. Yani, sadece yumurtalık toplardamarını kapatmakla yetinmeyiz. Eğer pelvik varislerin kendisi tedavi edilmezse, ilerleyen dönemde başka damarlardan bu varis havuzuna yeni kaçaklar oluşabilir. Bu nedenle hedefimiz hem yumurtalık toplardamarını hem de pelvik varislerin kendisini kapatmaktır.”

Uygulama yaklaşımımız:

“Çoğu hastada koil + plug sistemi kombine kullanmaktayız” diyen Prof. Dr. Deniz, “Plug ile, ana damarı kalıcı olarak kapatırken koil ile varisli alanın iç yüzeyini kapatarak damarı devre dışı bırakır. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde, yalnızca kısa vadede şikâyetlerin düzelmesini değil, uzun vadede de nüks riskinin en aza inmesini hedefleriz. Tedavinin başarısını garanti altına almak için tüm süreci görüntüleme eşliğinde ve adım adım kontrol ederek ilerletiriz” diye konuştu.

Pelvik ven embolizasyonu nasıl yapılır?

Pelvik ven embolizasyonunun kasık veya boyun bölgesinden yapılan küçük bir damar girişinden gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Deniz, “Kesi gerektirmeyen bir tedavidir. İşlem sırasında amaç, pelvik bölgedeki yetmezlik gösteren damarları içeriden kapatarak kanın bu damarlara geri kaçmasını önlemektir” dedi.

Hasta açısından işlem:

İşlemin genellikle lokal anestezi altında yapıldığını belirten Prof. Dr. Deniz, “Süre ortalama 45–60 dakikadır. İşlem sonrası hasta yürüyerek odasına döner ve çoğu zaman aynı gün taburcu edilir. Cerrahi kesi, dikiş ve uzun yatış gerekmez” diye konuştu.

Sosyal Medyada Paylaş
GÜLŞAH SERT