- Şehitkamil / Gaziantep
- +90 (342) 232 80 81
- info@cemiyet.com.tr
Kişiye özel bir dönüşüm hikayesi: UpFit
25 Mayıs 2026Spor, kimileri için bir hedefe ulaşma aracı; kimileri içinse yaşamın kendisini yeniden inşa etmenin en güçlü yollarından biridir. Ancak bazı isimler vardır ki, bu yolculuğu yalnızca bireysel bir deneyim olmaktan çıkarıp başkalarının hayatına dokunan bir sisteme dönüştürür. UpFit Personal Trainer Kurucusu, spor eğitmeni Selcan Durak da tam olarak bu yaklaşımın temsilcilerinden biri.
UpFit Personal Trainer, standart spor salonu anlayışının dışında konumlanan, kişiye özel yaklaşımı merkezine alan bir yaşam alanı olarak dikkat çekiyor. Fonksiyonel antrenmandan pilatese, kickbokstan yoga ve grup derslerine uzanan geniş bir yelpazede; her bireyin kendi ihtiyacına göre şekillenen bir sistem sunuluyor. Burada spor yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil, aynı zamanda zihinsel bir denge, bir farkındalık ve sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak ele alınıyor.
Selcan Durak’ın yaklaşımında en dikkat çeken nokta ise “birey” kavramının merkezde oluşu. Her danışanın farklı bir hikâyesi, farklı bir ritmi ve farklı bir hedefi olduğuna inanan bu sistem; kalabalıkların içinde kaybolan değil, birebir takip edilen bir gelişim süreci sunuyor. Bu da UpFit’i yalnızca bir spor merkezi değil, aynı zamanda motivasyon, dönüşüm ve sürdürülebilir sağlık yolculuğunun bir parçası haline getiriyor.
Sporun yalnızca bedenle değil, zihinle de ilgili olduğunu savunan Selcan Durak, her antrenmanın aynı zamanda bir iç disiplin ve farkındalık alanı olduğuna dikkat çekiyor. Onun için spor, sadece fiziksel değişimin değil; özgüvenin, yaşam kalitesinin ve mental gücün de yeniden inşa edildiği bir süreç. Bu röportajda; sporun hayat felsefesine dönüşen yolculuğunu, kişiye özel antrenman yaklaşımını ve UpFit’in ortaya koyduğu bu özgün sistemi daha yakından keşfedeceksiniz.
Sizi ve spor yolculuğunuzu biraz tanıyabilir miyiz? Eğitiminizden ve uzmanlık alanlarınızdan bahseder misiniz?
1996 doğumluyum. Sporla tanışmam aslında çok küçük yaşlara dayanıyor. Çocukluk dönemimde aktif olarak futbol oynadım ve bu süreç, disiplinli spor hayatının temellerini atmamı sağladı. Takım ruhunu, mücadeleyi ve sahada olmanın getirdiği sorumluluğu o yaşlarda öğrendim. Bu tutkuyu profesyonel bir alana taşımak isteyince eğitim hayatımı da bu yönde şekillendirdim ve Balıkesir Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda eğitim aldım. Üniversite sürecim sadece teorik bilgiyle sınırlı kalmadı; aynı zamanda aktif olarak sahada yer almaya devam ettim ve profesyonel düzeyde maçlara çıktım.
Bu dönem, benim için sadece fiziksel gelişim değil, aynı zamanda mental dayanıklılık kazandığım çok önemli bir süreçti. Sporun sadece antrenmandan ibaret olmadığını; disiplin, sabır ve süreklilik gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu bu yıllarda çok daha net anladım. Bugün danışanlarımla çalışırken, bu geçmişin bana kazandırdığı en büyük avantaj, süreci gerçekten deneyimlemiş biri olarak onları çok daha iyi anlayabilmek diyebilirim.
Spor sizin için ne ifade ediyor?
Spor benim için disiplin, denge ve süreklilik demek. Ama en önemlisi, spor bir farkındalık alanı. İnsan antrenman yaparken sadece kaslarını değil, zihnini de eğitiyor. Sabretmeyi, vazgeçmemeyi, süreç odaklı olmayı öğreniyor. Günümüzde her şey çok hızlı tüketiliyor ve herkes kısa sürede sonuç almak istiyor. Oysa spor bize şunu öğretiyor; Gerçek değişim zaman alır. Bu da aslında hayatın kendisiyle birebir örtüşen bir gerçek.
Aynı zamanda spor, benim için bir tür terapi. Yoğun bir günün ardından yapılan bir antrenman, zihinsel olarak inanılmaz bir arınma sağlıyor. Bu yüzden danışanlarıma da her zaman şunu söylüyorum, sporu sadece fiziksel bir zorunluluk olarak değil, kendinize ayırdığınız özel bir zaman olarak görün.
UpFit Personal Trainer’da hangi programlar var? Konseptinizden ve sunduğunuz ayrıcalıklardan bahseder misiniz?
UpFit Personal Trainer’ı kurarken en büyük hedefim, klasik spor salonu anlayışından uzak, daha butik ve kişiye özel bir sistem oluşturmaktı. Çünkü herkesin ihtiyacı, hedefi ve motivasyonu farklı. Bu yüzden standart programlarla ilerlemek yerine, bireysel çözümler sunan bir yapı kurduk.
Merkezimizde fonksiyonel antrenman, pilates, grup dersleri, kickboks ve özel konsept dersler yer alıyor. Özellikle Soft Power Yoga gibi hem fiziksel hem zihinsel dengeyi hedefleyen derslerimiz oldukça ilgi görüyor. Bunun yanında birebir personal training hizmetimiz de oldukça yoğun talep alıyor.
Bizim en büyük farkımız, üyelerimizin sadece bir “üyeden ibaret’ olmaması. Her bireyi tanıyoruz, gelişimini takip ediyoruz ve süreç boyunca yanında oluyoruz. Kalabalık ve anonim bir spor deneyimi yerine, sıcak, motive edici ve güvenli bir ortam sunuyoruz.
Fonksiyonel antrenman, pilates ya da diğer antrenman programlarını nasıl bir yaklaşımla kurguluyorsunuz?
Program kurgularken en temel yaklaşımım şu; Her egzersizin bir amacı olmalı. Plansız yapılan hiçbir antrenmanın sürdürülebilir ve sağlıklı sonuçlar getirmeyeceğine inanıyorum. Fonksiyonel antrenmanlarda önceliğim, kişinin hareket kalitesini artırmak. Yani sadece kas geliştirmek değil, doğru hareket etmeyi öğretmek. Çünkü günlük hayatta yaptığımız basit hareketler bile aslında birer egzersizdir. Eğer bu hareketleri doğru yapmazsak, uzun vadede sakatlık riski oluşur.
Pilates tarafında ise daha çok core bölgesi, postür ve denge üzerine odaklanıyorum. Özellikle masa başı çalışan bireylerde ciddi duruş bozuklukları görüyoruz. Pilates bu noktada hem toparlayıcı hem de önleyici bir rol oynuyor. Tüm bu programları oluştururken kişinin seviyesine göre ilerlemek benim için çok önemli. Herkes aynı tempoda ilerleyemez ve bu çok normal. Önemli olan doğru şekilde, adım adım ilerlemek.
Hem bireysel hem de grup dersleriniz var. Bu iki deneyim arasında nasıl farklar var?
Bireysel dersler tamamen kişiye odaklıdır. Burada danışanın hedefi doğrultusunda en ince detayına kadar planlanmış bir süreç yürütülür. Teknik düzeltmeler, özel programlar ve birebir takip bu sürecin en önemli avantajlarıdır.
Grup dersleri ise bambaşka bir enerjiye sahiptir. İnsanlar birlikte hareket ettiklerinde motivasyonları artar. Özellikle yoğun tempoda çalışan bireyler için grup dersleri hem fiziksel hem sosyal bir kaçış alanı yaratır. Ben her iki sistemin de birbirini tamamladığını düşünüyorum. Bireysel derslerle teknik ve hedef odaklı ilerleme sağlanırken, grup dersleri motivasyonu ve sürekliliği destekler.
Kişiye özel program hazırlama süreciniz nasıl ilerliyor?
Her danışanla sürece başlamadan önce detaylı bir analiz yapıyorum. Bu analizde kişinin hedefi, günlük yaşam rutini, beslenme alışkanlıkları, varsa sağlık geçmişi ve fiziksel durumu değerlendiriliyor. Sonrasında tamamen kişiye özel bir plan oluşturuluyor. Burada en önemli kriter sürdürülebilirlik. Çünkü ne kadar iyi bir program olursa olsun, eğer kişinin hayatına uyum sağlamıyorsa uzun vadede başarısız olur. Ayrıca süreç boyunca program sabit kalmaz. Danışanın gelişimine göre sürekli güncellenir. Bu da hem motivasyonu yüksek tutar hem de gelişimi hızlandırır.
Her bireyin ihtiyacına yönelik program oluşturmak neden önemli?
Çünkü insan vücudu standart bir sistem değil. Herkesin metabolizması, sağlık öyküsü, kas yapısı, yaşam tarzı ve psikolojik durumu farklı. Aynı programı iki farklı kişiye uyguladığınızda tamamen farklı sonuçlar alabilirsiniz. Bu yüzden kişiselleştirme, bu işin en kritik noktası. Doğru program, doğru kişiye uygulandığında hem daha hızlı hem de daha sağlıklı sonuçlar elde edilir.
Özellikle yeni başlayanlar için nasıl bir yol haritası öneriyorsunuz?
Yeni başlayanların yaptığı en büyük hata, hızlı sonuç almak istemek. Bu da çoğu zaman yanlış teknik ve aşırı yüklenmeye neden oluyor. Ben her zaman temelden başlamayı öneriyorum. Önce hareketleri doğru öğrenmek, sonra tempo ve yoğunluğu artırmak gerekiyor. Bu süreçte sabır çok önemli.
Ayrıca sürdürülebilir bir sistem kurmak şart. Haftada 2-3 gün düzenli antrenman, uzun vadede çok daha etkili sonuçlar verir. Spor hayat rutini olmalı, nasıl yemek yemek, su içmek vücudumuzun ihtiyacı ise spor da aynı şekilde.
Pilates ve yoga gibi disiplinlerin zihinsel etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu disiplinler sadece fiziksel değil, zihinsel olarak da çok güçlü etkiler yaratıyor. Özellikle günümüzün stresli yaşamında, insanlar zihinsel olarak da yoruluyor. Pilates beden kontrolünü artırırken, yoga zihni sakinleştirir. Nefesle birlikte yapılan bu çalışmalar, kişinin kendisiyle bağlantı kurmasını sağlar. Bu yüzden bu tür antrenmanları sadece “egzersiz” olarak değil, bir denge aracı olarak görüyorum.
Düzenli sporun yaşam kalitesine etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz?
Düzenli spor yapan bireylerde çok net değişimler gözlemliyorum. Enerji seviyeleri artıyor, uyku kaliteleri iyileşiyor ve stres seviyeleri düşüyor. Ama en önemlisi, özgüven artışı. İnsanlar düzenli spor yapınca kendilerini daha güçlü ve daha iyi hissetmeye başlıyor. Bu da hayatlarının diğer alanlarına olumlu yansıyor. Kişinin kendine ayırabildiği en güzel 1 saat ve bunun bilincinde olan üyelerimde kendine olan öz saygısının arttığını gözlemliyorum. Upfit‘e adımını attıktan sonra o alanda iş, kaygı, aile, sorumluluklar, yorgunluk gibi bir çok şey kapının dışında kalıyor.
Danışanlarınızdan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
En çok duyduğum cümle şu; “Kendimi çok daha iyi hissediyorum.” Bu benim için en değerli geri dönüş. Kilo vermek ya da fiziksel değişim elbette önemli ama bir insanın kendine bakışının değişmesi çok daha anlamlı. Bu dönüşüme tanıklık etmek işimin en güzel yanı.
Var mı sizi etkileyen, paylaşmak istediğiniz hikayeler?
Bir danışanımız anjiyo olmaktan kurtuldu, bu bizim için büyük bir başarıydı. Doktor, danışanımıza, ‘Kendini çabuk toparlaman lazım yoksa sana anjiyo yapmamamız gerekecek’ demiş. Böyle bir sağlık problemiyle bize gelen danışanımız sporu hayatına dahil etti. Sağlıklı beslenmeye de başlayan üyemiz fazla kilosunu verip sporu hayat rutinine dahil etti. Aradan 3 ay geçti ve kontrole gittiğinde aynı doktorun kendisine, “Her ne yapıyorsan yapmaya devam et ve sakın bırakma“ dediğini söylemişti. Böylece anjiyo olmaktan kurtuldu. Danışanımızı buradan tekrar tebrik ederim.
70 yaşlarında bir üyemiz vardı. Parkinson hastasıydı ve bu hastalığın en büyük problemi ise dopamin seviyesinin düşmesi. Biz de bunu sporda sağlamaya çalışıyorduk. Kendisi Türk sanat müziğini çok severdi. Ders esnasında hem egzersizimizi yapıp hem de Türk sanat müziği dinleyerek derslerimizi işliyorduk. Hiç unutmam bana bir kitap önermişti. Hemen gidip iş çıkışı almıştım.
Ekibinizden bahseder misiniz? Spor ehil kişilerle yürütülmesi gereken bir süreç. Aksi takdirde önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Profesyonellik şart. Sağlıklı bir süreç için doğru ekip önemli. Spor, kesinlikle bilinçli ve profesyonel bir şekilde yapılması gereken bir süreçtir. Yanlış uygulamalar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu yüzden Upfit’te alanında uzman, eğitimli ve bilinçli bir ekip ile çalışıyoruz. Amacımız sadece sonuç almak değil, bunu sağlıklı ve güvenli bir şekilde yapmak.
Spor yapmayı erteleyenlere ve başlamakta zorlananlara ne mesaj vermek istersiniz?
Spora başlamak için doğru zaman, bulunduğunuz andır. Spor yapmayı erteleyenlere tek bir şey söylemek isterim, mükemmel zamanı beklemeyin. Çünkü o zaman hiçbir zaman gelmez. Başlamak için en doğru an, tam olarak şu andır.
Günümüzde en sık karşılaştığınız yanlış spor alışkanlıkları nelerdir?
Günümüzde en sık karşılaştığım yanlışlar; hızlı sonuç alma isteği, yanlış teknikler, sosyal medyadan kopyalanan programlar ve dinlenmenin ihmal edilmesi. Oysa spor bir maratondur. Sabır, disiplin ve doğru planlama bu sürecin temelidir. Bizlerde bu süreci tamamlamak için buradayız. Sağlıklı günler dileriz.
