- Şehitkamil / Gaziantep
- +90 (342) 232 80 81
- info@cemiyet.com.tr
Gaziantep’i kalbimde taşıyorum
30 Haziran 2026Bazı insanlar başarılarıyla, bazıları ise ait oldukları şehre duydukları vefayla iz bırakır. Dr. Oya Öztan Peker, her ikisini de aynı zarafetle taşıyan isimlerden biri. Başarılı bir diş hekimi, güçlü bir sivil toplum gönüllüsü ve her fırsatta Gaziantep'e katkı sunmayı ilke edinmiş bir Gaziantep sevdalısı... İstanbul'da sürdürdüğü başarılı kariyerine rağmen köklerinden hiç kopmayan Peker, memleketine duyduğu bağlılığı yaptığı her çalışmaya yansıtıyor. Bu ay kapak konuğumuz DR. Oya Öztan Peker ile başarılarını, sosyal yaşamını, bitmeyen öğrenme tutkusunu ve Gaziantep'e olan derin bağlılığını konuştuk.
Rotadent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği kurucusu başarılı Dr. Oya Öztan Peker, mesleki başarılarının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarındaki aktif çalışmaları, kültür ve eğitim projelerine verdiği destek, hiç koparmadığı Gaziantep bağıyla örnek bir duruş sergiliyor. İstanbul'da kurduğu başarılı kariyerini, doğup büyüdüğü kente duyduğu aidiyetle harmanlayan Peker, üretmeyi, öğrenmeyi ve topluma değer katmayı hayatının merkezine koyuyor.
7 yıl sonra sizi dergimizde yeniden konuk ettiğimiz için çok mutluyuz. O günden bugüne hayatınızda neler değişti?
Son yıllarım yoğun ama oldukça verimli geçti. Büyük bir gururla yürüttüğüm İstanbul Gaziantepliler Derneği Başkanlığı görevimi tamamladıktan sonra kendime daha fazla zaman ayırmaya başladım; seyahat ettim, yeni ilgi alanları keşfettim ve lise yıllarında öğrendiğim Almancayı yeniden çalışmaya başladım. Ayrıca sanat tarihi dersleri alarak sanata olan ilgimi derinleştirdim. Mesleki açıdan kliniğimiz büyüdü, ekibimiz güçlendi ve akademik çalışmalarımın yanı sıra oyunculuk eğitimi alanında ders vermeye başladım. Sivil toplum çalışmaları da hayatımın önemli bir parçası olmaya devam etti. Bu dönem bana, öğrenmenin ve üretmenin yaşı olmadığını bir kez daha gösterdi.
Oğlunuzu büyüttünüz bu arada. Ondan bahseder misiniz, şu an neler yapıyor?
Bir anne için çocuğunun büyümesini izlemek hayatın en özel deneyimlerinden biri. Her çocuk anne için özeldir bana göre de oğlum bugün kendi hedefleri doğrultusunda ilerleyen, sorumluluk sahibi, dünya vatandaşı olma yolunda ilerleyen genç bir birey. Bu yıl üniversite hazırlık sürecimiz var, hayatımızdan bir sayfa kapanıp inşallah mutluluk ve güzellikle yepyeni bir sayfa açılacak.
İstanbul’da kurduğunuz ve büyüttüğünüz kliniğiniz bugün başarısıyla önemli bir noktada. Neler yapıyorsunuz?
23 yıllık hekimlik hayatımın yarısı akademisyenlik, yarısı ise kendi diş hastanemi kurup yönetmekle geçti. Bugün beni en çok mutlu eden şey, yıllardır aynı ailelerin farklı kuşaklarına hizmet verebilmek. Hatta mesleğe ilk başladığım yıllarda tedavi ettiğim bazı hastalarımın bugün eşlerini ve çocuklarını tedavi ediyorum. Bu hem güvene dayalı bir ilişkinin hem de zamanın ne kadar hızlı geçtiğinin en güzel göstergesi.
Gaziantep’le bağlarını hiçbir zaman koparmamış, Gaziantep’e katkı sunmak için her platformda yer alan bir isimsiniz. Bu güçlü aidiyet duygusunu neye bağlıyorsunuz?
Gaziantep sadece doğduğum şehir değil; karakterimin, değerlerimin ve hayata bakış açımın şekillendiği yer. Aile kültürüm, çocukluğumun anıları ve şehrin güçlü dayanışma ruhu beni her zaman Gaziantep’e bağlı tuttu. Nerede yaşarsam yaşayayım bu aidiyet duygusunu içimde taşıyorum. Bir de yaşadığınız şehirde olmadığınız zaman, gerçekten kültürü olan bir şehirden gelmek bambaşka bir duygu. Her şehir Gaziantep’in verdiği duyguyu ve bağlılığı yaratamıyor. Bu anlamda gerçekten çok özel bir şehirdir.
Yakın zamanda Hasan Süzer Müzesi’nin açılışında gördük sizi. Süzer ailesiyle yakın dostluğunuz var, bu süreçte de onların yanındaydınız. Süreçten bahseder misiniz?
Süzer ailesi yıllardır hem dostluk hem de karşılıklı saygı temelinde çok yakın olduğum bir aile. Öncelikli olarak Hasan Süzer İstanbul Gaziantepliler Derneği’nin geçmiş dönem başkanlarından bir büyüğümüz. Derneğin ilk yıllarında Pera Palas’ta yapılan İstanbul Gaziantepliler Derneği baloları hala herkesin dilindedir. Dernek başkanlığım zamanında sevgili Mustafa Süzer İstanbul’daki Gazianteplilerin bir araya gelmesi için inanılmaz destek vermiş bir büyüğümüz. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Süzer ailesi arasında imzalanan protokolle Hasan Süzer Müzesi çalışmaları dernek başkanlığı döneminde başladı. Ailenin İstanbul’da yaşaması nedeniyle Hasan Süzer Müzesi’nin açılışına kadar olan süreçte elimden geldiğince onlara destek vermeye çalıştım. Gaziantep adına çok değerli bir kültür yatırımı oldu. Böyle bir projeye tanıklık etmek ve destek olmak benim için ayrıca mutluluk vericiydi. Şehrimizin kültürel hafızasını koruyan her girişim çok kıymetli.
Pandemi ve deprem süreçlerinde de Gaziantep’in, ailenizin, sevdiklerinizin hep yanında oldunuz. O süreç sizin için nasıl geçti, uzakta olmak neler hissettirdi?
Pandemi ve özellikle deprem hepimiz için çok zor dönemlerdi. Uzakta olmak zaman zaman çaresizlik hissi yarattı ancak Gaziantep’in değerli yöneticileri ve STK gönüllüleri ile her şey olması gerekenden çok daha güzel bir şekilde yürüdü. O dönem İstanbul’dan organize ettiğimiz yardımları Empati Derneği sayesinde çok hızlı bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. Empati Derneği’nin o dönemki başkanı sevgili Ceren Uğurluer ve geçmiş dönem başkanlarından Pınar Topçuoğlu‘nun yardımlarını asla unutamam. O kadar organize ve güzel çalıştılar ki bize sadece organizasyon yapmak düştü. Bu süreçlerde dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük.
İstanbul’da başarılı bir kariyer inşa etmiş bir Gaziantepli olarak, sizce insanı doğduğu şehre yıllar sonra bile bağlı tutan şey nedir?
Bence köklerimiz. Çocukluk anıları, aile bağları, şehrin insanı ve kültürü bizi şekillendiriyor. İnsan nerede yaşarsa yaşasın, kim olduğunu hatırlatan bir yere ihtiyaç duyuyor. Benim için o yer her zaman Gaziantep oldu.
Dostluk sizin için ne ifade ediyor? Uzun yıllardır sürdürdüğünüz dostluklarınızın sırrı nedir?
Dostluk benim için hayatımdaki en önemli kavramlardan biridir. Hayatımda hep uzun süreli dostlarım oldu. Kimi ile ana okuldan başlayan 42 yıllık kimiyle 30 yıllık, en yeni arkadaşım dediklerim ise 25 yıllık ve onlar sayesinde hayattan gerçekten keyif alıyorum, iyi ki varlar. Dostlarım benim en büyük hazinelerim.
Uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan bir Gaziantepli olarak, Gaziantep’in son yıllardaki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gaziantep’i İskenderun Körfezi’ne bağlayacak ulaşım projeleri ve tünel çalışmaları şehrin geleceği açısından büyük önem taşıyor. Bu projeler tamamlandığında Gaziantep, deniz kıyısında olmasa da lojistik açıdan bir liman kenti avantajına sahip olacak ve bu durum sanayi ile ihracattaki rekabet gücünü artıracaktır.
Öte yandan gastronomi, müzeler, kültür yatırımları ve uluslararası etkinlikler de şehrin marka değerini sürekli yükseltiyor. Gaziantep’in önümüzdeki yıllarda sadece Türkiye’nin değil bölgenin en önemli üretim, kültür ve ticaret merkezlerinden biri olacağına inanıyor, bu gelişmeleri bir Gaziantepli olarak gururla takip ediyorum.
İstanbul Gaziantepliler Derneği’nin başkanlığını da yaptınız. Şu anda da hala dernekte aktifsiniz. Nasıl gidiyor çalışmalar?
Başkanlığım döneminde yönetim kurulumuzla birlikte İstanbul ve Gaziantep arasında güçlü bir köprü oluşturmaya çalıştık. İstanbul’da yaşayan iş insanlarını, akademisyenleri ve farklı meslek gruplarından hemşehrilerimizi şehrimizin yöneticileri ve bürokratlarıyla bir araya getirerek Gaziantep’e katkı sunmayı hedefledik. Aynı zamanda yöneticilerimizin İstanbul’daki ihtiyaç duydukları konularda yanlarında olmaya gayret ettik. Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Gaziantep’ten İstanbul’a eğitim için gelen gençlerimize destek vermeyi de önemli bir görev olarak görüyor. Bugün yeni başkanımız ve yönetim kurulumuz bu çalışmaları aynı heyecanla sürdürüyor. Ben de başkanlık görevim sona ermiş olsa da derneğimizin faaliyetlerine destek vermeye ve projelerde yer almaya devam ediyorum.
Mezunu olduğunuz Gaziantep Anadolu Lisesinden de hiçbir zaman kopmadınız. GALMED’in Gaziantep ve şehir dışındaki faaliyetlerine desteğinizi esirgemiyorsunuz. Gaziantep Anadolu Lisesine duyduğunuz aidiyeti hangi kelimelerle tarif edersiniz?
Gaziantep Anadolu Lisesi benim için sadece mezun olduğum bir okul değil; kişiliğimin ve değerlerimin şekillenmesinde önemli rol oynayan özel bir yuva. Orada kurduğum dostluklar ve edindiğim yaşam kültürü bugün hâlâ hayatıma yön veriyor. En güzel yanı ise lise yıllarında kurduğumuz dostlukların aradan geçen onca yıla rağmen aynı sıcaklıkla sürmesi. İstanbul’da yaşayan arkadaşlarımla düzenli olarak bir araya geliyoruz. Bu da Gaziantep Anadolu Lisesi’nin bize kazandırdığı bağın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
Rotary Kulübünde de aktif olarak çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Rotary’nin size kattığı en önemli değerler nelerdir?
Rotary yolculuğum üniversite yıllarında Rotaract ile başladı. O yıllarda farklı bakış açılarına sahip insanlarla tanıştım; topluluk önünde konuşmayı, ekip çalışmasını ve liderliği öğrendim. Yaklaşık 25 yıldır Rotary ailesinin bir üyesiyim. Rotary bana topluma hizmet etmenin değerini gösterirken, farklı ülkelerden insanlarla dostluklar kurma ve ortak projelerde çalışma fırsatı da sundu. Bugün geriye dönüp baktığımda, Rotary’nin bana dostluğun yanı sıra liderlik, dayanışma ve kültürlerarası anlayış kazandırdığını görüyorum. Bu nedenle hayatımda çok özel bir yere sahip.
Aynı zamanda IWF Türkiye üyesisiniz. IWF çalışmalarından, sizin bu dernekte bulunma amacınızdan bahseder misiniz?
IWF, farklı ülkelerden ve sektörlerden başarılı kadın liderleri bir araya getiren, deneyim paylaşımını ve kadın liderliğini destekleyen çok değerli bir platform. En sevdiğim yanı, kendi alanlarında ilham veren kadınlarla tanışma, onlardan öğrenme ve ortak değerler etrafında güçlü bağlar kurma fırsatı sunması. Bu ortam bana hem kişisel hem de profesyonel anlamda önemli katkılar sağlıyor. Her buluşmada yeni bakış açıları ve deneyimlerle zenginleşiyor, öğrendiklerimi kendi çalışmalarımda değerlendirme imkânı buluyorum. Bu nedenle IWF üyeliğini, sürekli öğrenme ve gelişim yolculuğumun önemli bir parçası olarak görüyorum.
Sivil toplum kuruluşlarında görev almanın bireysel ve toplumsal açıdan önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yaklaşık 25 yıldır aktif olarak sivil toplum çalışmalarının içindeyim ve sayısız projede yer alma fırsatı buldum. Bunu, içinde yaşadığımız topluma karşı bir sorumluluk ve bir anlamda borcumuzu ödeme şekli olarak görüyorum. Daha güzel ve daha güçlü bir toplumda yaşamak istiyorsak, hepimizin gönüllü olarak buna katkı sunması gerektiğine inanıyorum.
Sivil toplum kuruluşları, toplumun gelişiminde çok önemli bir köprü görevi görüyor. İnsanların ortak amaçlar etrafında bir araya gelmesi sadece toplumsal fayda yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda kalıcı dostlukların ve güçlü dayanışma ağlarının oluşmasına da katkı sağlıyor.
Sizi bugünlere taşıyan en önemli özelliklerinizin neler olduğunu düşünüyorsunuz?
Sanırım beni bugünlere taşıyan en önemli özelliklerimin başında insanlara duyduğum merak ve iletişim kurmayı sevmem geliyor. Yeni insanlarla tanışmaktan, onların hikâyelerini dinlemekten ve farklı bakış açılarını keşfetmekten her zaman büyük keyif aldım. Hayatım boyunca hem mesleki hem de kişisel anlamda en çok öğrendiğim şeylerin önemli bir kısmını bu karşılaşmalara borçlu olduğumu düşünüyorum. Bugün geriye dönüp baktığımda, başarıdan çok kurduğum ilişkilerle, dokunabildiğim hayatlarla ve birlikte yol yürüdüğüm insanlarla gurur duyuyorum.
Siz kendinizi hangi yönünüzle tanımlarsınız?
Benim en iyi bildiğim şey çalışmak. Çalışkanlık, disiplin ve sorumluluk duygusu da hayatımın temel değerleri arasında yer aldı. Ancak belki de en önemlisi, kendimi hiçbir zaman tamamlanmış görmemem oldu. Hâlâ öğrenmeye, gelişmeye ve yeniliklere açık olmaya çalışıyorum. Bana göre insanı genç ve üretken tutan şey de tam olarak bu; öğrenme heyecanını hiç kaybetmemek.
Yoğun iş temposu, sosyal sorumluluk çalışmaları ve özel hayat arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Hepimiz gibi ben de zaman zaman dengeyi kurmakta zorlanıyorum. Ancak yıllar içinde, gerçekten değer verdiğimiz şeylere zaman ayırabilmek için öncelikleri doğru belirlemek gerektiğini öğrendim.
Hayatımdaki tüm roller benim için çok kıymetli. İşimi, ailemi, dostlarımı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımı hayatımın doğal bir parçası olarak görüyorum. İtiraf etmeliyim ki anne rolüm her zaman ayrı bir yerde; oğlumun önceliği her zaman farklıdır. Bana göre denge, her alana eşit zaman ayırmak değil, ihtiyaç duyulan anda doğru yerde olabilmektir. Ailem, dostlarım ve topluma katkı sağlayan çalışmalarım bana enerji veriyor. Sanırım bu yoğun tempoyu sürdürebilmemin en önemli nedeni de yaptığım her işi severek yapmam.
Kendinize zaman ayırmak ve motivasyonunuzu korumak için neler yapıyorsunuz?
Kendime zaman ayırmayı 40 yaşımdan sonra öğrendim. Seyahat etmek, yürüyüş yapmak, kitap okumak ve dostlarımla vakit geçirmek bana iyi geliyor. Yeni yerler görmek ve farklı insanlarla tanışmak da motivasyonumu artırıyor.
Bugünkü deneyiminizle ilk gençlik yıllarınızdaki kendinize bir tavsiye verecek olsaydınız ne söylerdiniz?
Sanırım ilk söyleyeceğim şey, biraz daha yavaşlaması ve gençliğinin tadını çıkarması olurdu. Özellikle yaz tatillerinde… Çünkü hayatın ilerleyen dönemlerinde uzun ve sorumluluklardan uzak tatiller yapmak pek mümkün olmuyor. Bugün geriye dönüp baktığımda, o özgür zamanların ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi görüyorum.
Bir diğer tavsiyem ise kariyer konusunda bu kadar acele etmemesi olurdu. Gençken çoğumuz hızlıca başarıya ulaşmak isteriz; oysa bazen durup kendimizi dinlemek ve ne istediğimizi anlamaya çalışmak çok daha değerlidir. Kendine güvenmesini, sürece inanmasını ve acele etmemesini söylerdim.
Hayatta her şeyin bir zamanı var; bazen doğru yere ulaşmak için koşmak değil, sabırla yürümek gerekir.
Seyahat etmeyi sevdiğinizi biliyoruz. Seyahat anlayışınız nasıldır? Favori seyahat rotalarınız var mı?
Seyahat etmeyi çok seviyorum; benim için bu sadece bir yerden bir yere gitmek değil, aynı zamanda öğrenmek, keşfetmek ve yeni deneyimler biriktirmek anlamına geliyor. Bazen görmek istediğim bir destinasyona, bazen de yerel bir festivale katılmak için yola çıkıyorum. Seyahatin hazırlık sürecinden de büyük keyif alıyorum. Gideceğim yerle ilgili önceden araştırma yapar, rotamı çoğunlukla kendim planlar ve şehirleri yürüyerek keşfetmeyi tercih ederim. Son yıllarda özellikle küçük tarihi kasabalar, Avrupa şehirleri ve Akdeniz kültürü ilgimi çekiyor. Bugüne kadar beni en çok etkileyen şehirlerden biri ise Floransa oldu; sokaklarında dolaşmak ve müzelerini gezmek benim için unutulmaz bir deneyimdi.
Farklı şehirler görmek, farklı kültürler tanımak hayata bakış açınızı nasıl etkiliyor?
Seyahat ettikçe insanın dünyaya bakışı değişiyor. Özellikle Avrupa’da farklı
şehirleri ve kültürleri deneyimledikçe, her toplumun kendine özgü değerleri ve yaşam biçimleri olduğunu daha iyi anlıyorum. Gittiğim her yerden mutlaka yeni bir şey öğrenmeye, insanların yaşam tarzlarını ve kültürlerini anlamaya çalışıyorum. Seyahatlerimin sonunda çoğu zaman farklılıklarımızdan çok ortak yönlerimizin olduğunu görüyorum. Sanırım seyahatin bana kattığı en önemli şeylerden biri de bu; dünyayı daha iyi anlamak ve insanlara daha açık bir gözle bakabilmek.
Oyunculuk akademisinde ders veriyorsunuz. Açar mısınız?
Yaklaşık dokuz yıldır Tümay Özokur Akademi’de oyuncu adaylarına “Hollywood Gülüşü” başlıklı bir eğitim veriyorum. Bu derste sadece diş estetiğini değil, bir oyuncunun kamera karşısındaki görünümünü etkileyen birçok unsuru ele alıyoruz. Oyunculara, canlandıracakları karaktere göre diş estetiğinin nasıl planlanabileceğini, çekim öncesinde dikkat edilmesi gereken noktaları ve kamera önünde gülüşün iletişimdeki gücünü anlatıyorum.
Ayrıca Hollywood’un ünlü yıldızlarının diş problemleri ile ilgili ilginç hikâyelerini paylaşarak, bir oyuncunun görünümüne ve gülüşüne güvenmesinin kariyerine nasıl katkı sağlayabileceğini örneklerle aktarıyorum. Kamera önü estetiği, yüz ifadeleri, gülüş tasarımı ve ilk izlenimin önemi derslerimizin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Diş hekimliği alanındaki bilgi ve deneyimimi film endüstrisi ile buluşturabilmek benim için hem çok keyifli hem de son derece öğretici bir deneyim olmaya devam ediyor.
En favori Gaziantep lezzetiniz hangisi?
Bu soruya tek bir cevap vermek zor aslında Gaziantep mutfağının tamamı çok özel ama İstanbul’da Gaziantep’teki kadar iyisine ulaşamadığımız için ev ekmeği, Omaç ve yağlı köfte diyebilirim.
Güne nasıl başlamayı seversiniz?
Güne sakin bir kahveyle erken başlamayı, günümü planlamayı ve mümkünse kısa bir yürüyüş yapmayı severim. Bu, bana enerji ve odaklanma sağlıyor.
Son dönemlerde sizi etkileyen bir kitap ya da film oldu mu?
Son dönemde daha çok kişisel gelişim ve insanın kendini tanıma yolculuğunu ele alan kitaplar okuyorum. Özellikle Nil Gün’ün renkli cep kitapları ilgimi çekti. İçlerinden Küçük Turuncu Şimdi kitabı, günlük hayatın içinde farkındalıkla yaşamanın önemini hatırlatması açısından beni oldukça etkiledi. Dizi olarak ise Netflix’te izlediğim Good Witch benim için çok özel bir deneyim oldu. Dizinin pozitif bakış açısı, insan ilişkilerine verdiği önem ve hayatın içindeki küçük güzellikleri hatırlatması beni çok etkiledi. Hatta çoğu bölümü elimde kalem ve kâğıtla izledim; hoşuma giden cümleleri ve bana düşündürdüklerini not aldım. Günümüzün hızlı temposunda insana iyi gelen, sıcak ve ilham verici yapımların ayrı bir değeri olduğunu düşünüyorum.
