- Şehitkamil / Gaziantep
- +90 (342) 232 80 81
- info@cemiyet.com.tr
Her seyahat yeni bir hikaye
28 Temmuz 2026İslim Argıllı Suvat için seyahat, yalnızca yeni şehirler görmekten ibaret değil; tarihe dokunmak, farklı kültürleri tanımak ve biriktirilen anıları ailesiyle paylaşmak anlamına geliyor. Müzelerden yerel mutfaklara, tarihi sokaklardan huzur veren manzaralara uzanan yolculuklarında her durak, ona yeni bir hikâye kazandırıyor.
İslim Argıllı Suvat, ailesiyle birlikte çıktığı yolculuklardan ilham veren tatil alışkanlıklarını ve hayalindeki rotaları anlattı.
En unutulmaz seyahatiniz nereye ve neden?
Tek bir yer seçmek zor. Londra, ailemle geçirdiğim yaz nedeniyle; Endülüs, medeniyetlerin izlerini hissettirdiği için; İsviçre ise huzuru ve doğası nedeniyle hafızamda özel bir yere sahip. Ama romantik atmosferiyle Brugge de kalbimde ayrı bir yer edindi.
Bavulunuzda mutlaka yer alan üç şey nedir?
Rahat yürüyüş ayakkabısı, telefon/kamera ve gideceğim yerin tarihini, kültürünü veya gastronomisini anlattığım notlar.
Yalnız seyahat mi, kalabalık mı?
Ailemle yaptığım seyahatler her zaman tercihim. Eşim ve üç kızımla birlikte dünyayı keşfetmek, artık seyahatlerimin en değerli tarafı.
Tatil planlarınızı spontane mi yaparsınız yoksa detaylı mı?
Detaylı yaparım. Müzeleri, tarihi yapıları, yürüyüş rotalarını ve hatta yemek duraklarını önceden çalışırım. Ama planın içinde keşfe de yer bırakırım. Çünkü bir şehri anlamanın hazırlıkla başladığına inanırım.
Yurt dışı mı, Türkiye mi?
İkisi de. Türkiye’nin ve Avrupa’nın önemli bir kısmını gezdim; ancak hala keşfedilecek çok yer var. Özellikle ülkemizde turizmde hak ettiği değeri bulamamış, keşfedilmeyi bekleyen tarihi ve doğasıyla muhteşem destinasyonlar var. En son Karadeniz Bölgesi’ni Ömür Akkor’un gastronomi atlasıyla gezdik, güzel bir deneyim oldu. Şimdi ise Türkiye’de en çok Doğu Anadolu beni çağırıyor.
Yeni bir şehri keşfederken ilk ne yaparsınız?
Önce o şehrin hikâyesini anlamaya çalışırım. Tarihi merkezini gezer, müzelerine uğrar, ardından yerel mutfağını keşfederim. Vaktim varsa meydanında bir kafede oturup, bir kahve içmeyi ve başkaca hiçbir şey yapmadan çevreyi izlemeyi, gözlem yapmayı çok severim.
Şimdi tek yön bir bilet alsanız nereye giderdiniz?
Uzun zamandır hayalini kurduğum Semerkant. Ardından Buhara ve Tebriz gelir. Çünkü bu şehirlerde tarih sadece müzelerde değil, sokakların içinde yaşıyor. Kadim Türk medeniyetlerini yakından görmek çok arzuladığım bir şey.
Seyahatte konfor mu, macera mı?
Keşif. Bir gün bir müzede saatler geçirmek, ertesi gün bir çarşıda dolaşmak, akşam ise o bölgenin mutfağını deneyimlemek benim için ideal seyahat. Asgari bir konfor içinde seyahat benim için yeterli olur. Çok gezmek ile çok yaşamak aynı şey değil. Ve fark çoğu zaman pasaportun damgalarında değil, nasıl gittiğinde gizli. Dünyanın her yerinde birbirine benzeyen zincir oteller, restoranlar var. Bu yerleri tercih etmek çok öngörülebilir ve konforlu gelebilir ama öngörülebilir olan hatırlanmaz. Destinasyon koleksiyonculuğu da benzer bir şey. Biz gezilerimizde anlatabileceğimiz hikayelerimiz olmasını isteyerek program yaparız.
Gezdiğiniz bir yerde kendinizi evinizde hissettiniz mi?
Evet, gezdiğim bazı yerlerde kendimi rahat ve huzurlu hissettiğim oldu. Bir yaz boyunca ailece Londra’da yaşamak, şehri turist olarak değil, günlük hayatın bir parçası olarak deneyimlememi sağladı. İsviçre’de de kendimi son derece rahat ve huzurlu hissettim. Farklı ülkeleri ve kültürleri tanımak her zaman güzel bir deneyim. Ancak ne kadar güzel olsa da destinasyon farkı olmaksızın kendi ülkemin insanını, kültürünü, geleneklerini ve yaşam tarzını hiçbir yere değişmem. Seyahat etmek bana her seferinde ülkemin değerini daha iyi fark ettiriyor ve memleketime olan sevgimi daha da arttırıyor. Bu yüzden kendimi en çok evimde, kültürümün içinde iyi hissediyorum. Bu anlamda tüm seyahatlerimizin gidişinin ve dönüşünün bana ayrı ayrı keyif verdiğini söyleyebilirim.
Hayalinizdeki emeklilik destinasyonu neresi?
Tek bir yere yerleşmekten çok; çocuklarım ve ileride torunlarımla birlikte uzun süreli kültür seyahatleri yapabileceğim bir hayat. Eğer bir rota çizecek olsam, bir yılın içinde Sevilla, Viyana, Londra ve Gaziantep arasında gidip gelen bir yaşam bana çok cazip gelir.
Ve beni en iyi anlatan cümle sanırım şu; Seyahat benim için ülke saymak değil; bir medeniyeti anlamak, bir şehrin müzelerinde kaybolmak, yerel mutfağını tatmak ve bütün bunları eşimle ve üç kızımla paylaşmaktır. Londra’da ailemle geçirilen bir yaz, Endülüs’te medeniyetlerin izleri, İsviçre’nin dinginliği, Bakü’nün bizim kültürümüze yakınlığı, Almanya’nın düzeni, Dubai’nin gösterişli hayatı, Paris, Viyana ve Prag’ın tarihi, Brugge’ün romantik sokakları ve Karlovy Vary’de Atatürk’ün izine rastlamak; hepsi aynı merakın farklı duraklarıdır. Bir şehrin tarihine, kültürüne ve insan hikâyelerine dokunabildiğimde o seyahat benim için gerçekten anlam kazanır.
