Yükleniyor...

Bu yıl mekânlarda estetik değil, duygu tasarlanıyor

19 Ocak 2026

2026, mekân tasarımında ezberleri bozuyor. Bu yıl estetik artık tek başına yeterli değil; tasarımın gerçek gücü, mekânın insana ne hissettirdiğinde saklı. Renkten dokuya, ışıktan doğal malzemelere uzanan yeni yaklaşım; mekânları birer yaşam alanı olmanın ötesine taşıyarak duygusal bir deneyime dönüştürüyor. 2026’nın tasarım felsefesi, şıklığı değil huzuru, gösterişi değil dengeyi merkeze alıyor.

2026’nın, tasarım dünyasında köklü bir kırılma noktası yarattığını söyleyen Mimar Gözde Menetlioğlu, “Artık bir mekânın değeri; ne kadar şık göründüğüyle değil, içinde nasıl hissettirdiğiyle ölçülüyor. Bu yılın tasarım yaklaşımı, yüzeydeki güzelliğin ötesine geçip insanın iç ritmine dokunan, ruh hâline yön veren ve psikolojik konforu merkezine alan yeni bir estetik dili benimsiyor. Mekân tasarımı, sadece çizgilerin ve malzemelerin oyunu olmaktan çıkıyor; adeta bir duygu mühendisliğine dönüşüyor” diye konuştu.

Doğa artık tasarımın ‘Yan rolü’ değil, başrol oyuncusu

Doğal elementlerin yalnızca dekoratif ürünler değil; mekânın ruhunu taşıyan duygusal tamamlayıcılar olduğunu belirten Menetlioğlu, “İnsan, yoğun şehir temposunun içinde aradığı dinginliği evinde buluyor. Doğadan gelen her malzeme, mekânın enerjisini yeniden düzenliyor” dedi.

Duygusal ahşap paleti: Açık–orta–koyu dengesi

“Ahşap 2026’da, bir duygu skalası” diyen Menetlioğlu, “Açık meşe hafifliği, karamel tonlar huzuru, koyu ceviz ise güveni temsil ediyor. Bu üç tonun aynı mekânda kurduğu ritim, adeta bir duygu senfonisi gibi mekânın temposunu belirliyor. Ahşap artık sadece “sıcaklık” değil, denge de yaratıyor” ifadelerini kullandı.

Renkler modu yönetiyor: 5 element ile duygu tasarımı

Renklerin, mekândaki pigmentlerden çok öte; insanın ruh hâlini yöneten, psikolojiyi dönüştüren bir tasarım aracı olduğuna dikkat çeken Menetlioğlu, renklerin tasarımdaki etkilerini anlattı:

Derin lacivert (su): Zihni toparlıyor, düşünceyi berraklaştırıyor. Mekâna derinlik ve akış hissi katıyor.

Bordo–kahve (ateş): Güçlü ama yumuşak bir sıcaklık yayıyor. Motivasyon ve canlılık hissi oluşturuyor.

Adaçayı yeşili (ağaç): Arındırıyor, nefes açıyor. Mekâna tazelik, yenilenme ve büyüme enerjisi veriyor.

Terracotta & kil tonları (toprak): “Ev” hissini tetikliyor. Güven, merkezlenme ve dinginlik sağlıyor.

Bronz & soft kum tonları (metal): Netlik, düzen ve zarif bir minimalizm yayıyor. Mekâna ferahlık ve odaklanma getiriyor.

Bu element paletleriyle tasarlanan bir mekân, kullanıcının enerjisine eşlik eden bir partner hâline geliyor.

Dokunma hissi: Yeni lüks

Mekanlarda dokunma hissinin ön planda olacağını vurgulayan Menetlioğlu, “Kireç sıva, kil yüzeyler, dokulu keten, geniş çıtalar ve mat taş… 2026’nın gerçek lüksü dokunmak… Parlaklık yerini yumuşak yüzeylere bıraktı çünkü insanlar artık bir mekâna bakmakla yetinmeyip o mekânda var olmak, yaşamak istiyor. Doku, duyguyu aktive eden bir araç olarak tasarımın merkezine oturuyor” dedi.

Karanlığın sıcak yüzü: Derinlik ve huzur arayışı

Yeni dönemde “Dark luxury” anlayışının, mekânlara ağır ve karanlık bir hava yerine sakin, dengeli, sofistike ve koruyucu bir atmosfer getirdiğini dile getiren Menetlioğlu, “Cevizin koyu tonları, mat siyahın asil duruşu ve bronz ışığın yumuşak parıltısı; insanı kabuğuna çeken, güven hissi veren bir atmosfer yaratıyor. Bu yıl siyah, bir gerilim olmaktan çıkıp bir dingin sığınağa dönüşüyor” diye konuştu.

Işık bir ambiyans değil, bir duygu ayarı

Sıcak tonlarındaki aydınlatmaların artık yalnızca güzel bir atmosfer değil; evin enerjisini yumuşatan bir duygusal filtre görevi gördüğünü belirten Menetlioğlu, “Gizli LED çizgileri, heykelsi formlar ve sıcak vurgular; mekânın gün boyunca değişen ruhunu yönetiyor. Işık, 2026’da mekânın ruh hâli ayarlayıcısı” ifadelerini kullandı.

Sonuç: 2026’nın felsefesi: “İnsan ne hisseder?”

“Dünyanın hızına yetişmek zorlaştıkça, mekânların görevi değişti” diyen Menetlioğlu şunları söyledi: “Artık amaç; insanı kendine yaklaştırmak. Bu yüzden 2026’da estetik geri planda değil ama artık tamamen duygunun hizmetinde. Mekân tasarımı, bir görsel beğeni yarışından çıkıp, insanın gündelik hayatıyla duygusal bir bağ kuran; içeride kalbin daha dengeli attığı, zihnin daha yumuşak çalıştığı bir alan yaratmanın sanatı hâline geliyor. 2026, mekanlarımız için bize fısıldıyor: denge tasarlanabilir, huzur seçilebilir, enerji yönlendirilebilir.

Sosyal Medyada Paylaş
GÜLŞAH SERT
Ekli Görseller